|
Birçok
Konuda
Buluşma
Platformu
Olan
Giremîra
Benim
İçin
Özeldir
Girèmira.com:
Bildiğin
gibi,
bir
süre
önce
Giremîra
sitesi
açıldı.
Aktif
siyasette
bulunan
Girêmîrali
biri
olarak
çalışmalarını
izliyoruz.
En
son
DTP
eşbaşkan
yardımcılığı
görevini
üstlendiniz.
Biz
de
Giremîra
sitesi
için
sizinle
özelde
Girêmîra
genelde
ise
çalışmalınızla
ilgili
olarak
bir
röportaj
yapmak
istedik.
Bayram
Altun:
Hoşgeldiniz,
buna
sevindim.
Girèmira.com:
Öncelikle
sizi
taniyalim.
Kısaca
kendi
yaşamınızdan
bahseder
misiniz?
Bayram
Altun: 1971
yılında
Nusaybin
Girêmira
köyünde
doğdum.
12
yaşıma
kadar,
yani
ilkokulu
bitirene
kadar
köyde
yaşadım.
İlkokulu
bitirdikten
sonra
ortaokulu
köyün
dışında
okudum.
O
zaman
köyümüzde
sadece
ilkokul
vardı.
Ben
ortaokulu
D.bakırda
teyzemlerin
yanında
okudum.
Liseyi
de
Antalya
ve
İstanbulda
okudum.
Üniversiteyi
İzmirde
okudum.
Önce
Ziraat
Mühendisliğini
kazanmıştım
pek
istekli
değildim.
Bu
nedenle
ikinci
sene
sınava
tekrar
girdim
ve
Ege
Üniversitesi
Tekstil
Mühendisiliği
bölümünü
kazandım.Üniversteyi
bitirmeden
tutuklandım.
Yaklaşık
13
yıl
c.evinde
kaldım.
Amed
Zindanında
93-97
yıllarında,
daha
sonra
da 7
yıl
Ordu
ve
Giresun
c.evlerinde,
bir
yıl
da
Ankara
Sincan
F.tipi
c.evinde
kaldım.
2004te
tahliye
oldum
ama
10
ay
sonra
tekrar
tutuklandım.
Mardın
c.evinde
10
ay
daha
yattım.
Girèmira.com:
Bunca
yıl
cezaevinde
yatmak
epey
zor
olsa
gerek
Biz
önce
sitemize
adını
veren
köyümüzle
ilgili
başlayalım.
Sizin
için
Girêmîra
ne
anlam
taşıyor?
Bayram
Altun:
Girêmirannın
benim
için
anlamı
her
şeyden
önce
özeldir.
Sanırım
çoğu
insan
için
onun
doğduğu,
çocıkluğunu
geçirdiği
köyü,
memleketi
onun
için
özeldir.
İnsanın
kişilik
şekillenmesinin
ilk
yedi-sediz
yılda
oluştuğu
söyleniyor.
İnsan
bu
süreçte
aile
çevresi
ve o
yörenin
doğası,
havası
tarafından
şekillenir.
Ben
de
yaşamımın
bu
keşfini
Girêmirada
geçirdim.
Dolayısıyla
Girêmiranın
doğası
coğrafyası,
havası,
suyu,
kültürü
içimde
yer
etmiştir;
rengi
ve
kokusu
içime
sinmiştir.
Her
bir
insanının
siması
hafızama
kazınmıştır.
Bildiğiniz
gibi
yazın
dışarıda
damların
üzerine
konulan
tahtlarda
yatılır.
Tahtın
üzerine
uzanıp
gökyüzünü
yorgan
gibi
üstünde
hissetmenin
tadı,
anısı
halen
hafızamda
saklıdır.
Uçsuz
bucaksız
uzayan
gökyüzünde
milyarlarca
yıldızı
seyre
dalarak
uyumanın
keyfi
bambaşkadır.
Dünyanın
bir
başka
yerinde
sanmıyorum
bu
kakar
açık
duru
ve
milyarlarca
yıldızla
süslenmiş
bir
gökyüzü
olsun.
Bu
mezaopotamya
coğrafyası,
atmasfer
ayırtedici
bir
özellikdir.
Yine
çocukluğumdan
bir
anıyı
aktarmak
istiyorum.
Ortaokul
için
D.bakıra
gelmiştim.
İlk
kez
köyden
ve
ailemden
uzaklaşmıştım.
Bu
ayrılık
bana
çok
zor
gelmişti.
Başta
annem
olmak
üzere
ailem
ve
köy
özlemi
burnumda
tütüyordu.
Fırsat
buldukça
köye
gitmek
istiyordum.
Bu
nedenle
okul
tatillerini
iple
çekiyordum.
Köye
gideceğim
zaman
beni
büyük
bir
heyecan
kaplıyordu
yolda.
Nusaybine
yaklaştıkça
heyecanım
artıyordu.
Girêmira
yakınlarına
geldikçe
artık
her
şey
bana
tanıdık
geliyordu.
Camdan
dışarıyı
izlerdim,
kalbimin
atışları
hızlanırdı.
Köyü
uzaktan
görmeye
çalışırdım
önce,
köyün
tepesi
görünürdü.
Sonra
tümüyle
görünmeye
başlardı.
Arabadan
inip
köye
doğru
yürümeye
başlayınca
ayaklarım
yere
değmezdi
adeta.
Havasını
içime
çekerdim.
Şimdi
bile
Bagok
dağını
görünce
içim
açılır.
Ruhum
şenlenir.
Hele
Nisan
Mayıs
aylarlında
her
yerin
yeşile
büründüğü
zaman
manzaranın
seyrine
doyum
olmaz
Girèmira.com:
Burada
özel
olan
yönlerine
değindiniz.
Peki
Girêmîranın
tarihiyle
ilgili
sosyal
yaşamı,
coğrafiyası
vb.
yönleriyle
ilgili
düşnce
ve
dugularınız
nedir?
Çocukluğunuzdaki
Girêmîra
ile
şimdiki
Girêmîra
karşılaştırıldığında
hangi
duygular
ve
düşnceler
içine
giriyorsun?...
Bayram
Altun:
Girêmira,
Bahok
dağının
bıçakla
kesilir
gibi
yerini
düz
bir
ovaya
bıraktığı,
Suriye
sınırının
dört-beş
kilometre
uzağında
tarihi
İpek
Yolunun
hemen
yakınında
büyükçe
bir
tepenin
üzerinde
kurulmuştur.
Bu
tepenin
doğal
değil
de
suni
bir
tepe
olma
olaslılığı
yüksektir.
Mezaopotampa,
insanlığın
ilk
yerleşim
ve
uygarlık
merkezidir.
İnsanlık
yerleşik
hayata
geçişi
ve
köy
devrimini
Mezopotamyada
gerçekleştirmiştir.
Adına
Neolitik
Topum
dediğimiz
ve
M.Ö.
10.000
yıllarına
kadar
uzanan
bu
süreçte
Mezopotamyanın
verimli
ovalarında
yüzlerce,
binlerce
köy
kurulmuş.
Birbirinin
üstüne
kurulan
bu
köyler
günümüze
kadar
gelmişlerdir.Gerek
doğal
afetlerde
gerekse
de
savaşlarda
yıkılan
her
köyün
yıkıntıları
üzerne
yeni
evler
ve
köyler
inşaa
edilmiştir.
Belli
yerlerde
kurulan
bu
köyler
tabaka
tabaka
üst
üste
yığılarak
tepeler
oluşturmuştur.
İşte
Girêmiranın
üstünde
kurulduğu
tepe
de
muhtemelen
böyle
bir
tepedir.Tepede
yapılan
kazılarda
mezarlara
insan
iskeletlerine
ve
çanak
çömleklere
rastlanılması
da
bunu
doğrulamaktadır.
Yapılacak
arkeolojik
bir
kazıda
tarihle
ilgili
bir
çok
bulguya
rastlanılacağı
kesin.
Çevrede
bulunan
pek
çok
köy
de
benzer
bir
durumdadır.
Anlaşılacağı
gibi
bu
köylerin
altında
(gir,
tılm,
tepe)
tarihsel
bir
miras
saklıdır.
Keşfedilmeyi
beklemektedirler.Girêmiranın
bir
özelliği
de
değişik
din
ve
inanca,
etnik
farklılıkları
barındıran
bir
bölgede
bulunmasıdır.
Çevrede
bulunan
birçok
köyde
Müslüman,
Yezidi
ve
Hiristiyan
Asuriler
iç
içe
yaşamıştır.
Yirmi
yıl
öncesine
kadar
Girêmiranın
üçte
biri
Hiristiyan
Asurilerden
oluşuyordu.
Onlarla
barış
içinde
yaşardık.
Birçoğuyla
dostluklarımız,
ortaklıklarımiz
vardı.
Hatırlıyorum,
çocukluğumda
ikisi
Müslümanların
ikisi
Hiristiyanların
olmak
üzere
dört
bayram
kutlardık.
Bu
inanç
farklılıkları
biz
çocuklara
böyle
güzel
bayramlar
hediye
ederdi.Hiristiyan
Asurilere
karşı
yapılan
ve
tarihe
kara
leke
olarak
düşen
katlim
Fermana
Filehan
iki
halkın
hafızasına
bir
güvensizlik
olarak
kazınsa
da
son
yüzyılda
ilişkiler
olumlu
olmuştur.
Katliamda
atalarımızın
payindan
dolayı
Hiristiyan
Asurilere
karşı
bir
özür
borcumuz
vardır.
Kürt
halkının
bu
özür
dilemeyi
açık
yüreklilkle
ve
barışçı
duygularla
her
zaman
yapmaktan
kaçınmayacağına
inanıyorum.Ben
cezaevindeyken
Fermana
Filehan
üzerine
bir
öykü
yazmıştım.
O
öyküyü
yazarken
tarihimizin
o
dönemiyle
yüzleşmiş
ve
yaşananlardan
dolayı
acı
ve
utanç
duymuştum.
Bu
katliamın
asıl
sorumlularının
dış
güçler
ve
devletler
olduğunu
biliyorum.
Halkımızın
bilinçsizliğinden
yararlanılmış
ve
dini
duguları
istismar
edilerek
kullanılmıştır.
Kimi
feodal
ağalar
da
işbirlikçi
karakteleri
ve
çıkarları
yüzünden
katliama
katılmışlardır.Hiristiyanlar
dışında
özellikle
de
Bagok
Dağının
bazı
köylerinde
Yezidiler
de
yaşar.
Bunlarla
da
ilişkilerimiz
ve
dostluklarımız
vardı.Ne
yazıkkı
son
on
yıllarda
Hiristiyan
ve
Yezidilerin
çoğu
avrupaya
göç
etti.
Geri
dönüşler
olsa
da
bunun
yeterli
olduğu
söylenemez.İşt
benim
çocukluğumun
Girêmirasında
böylesine
inanç
ve
kültür
zenginliği
vardı.
Köyümüzde
daha
az
nufusa
sahipti.
Ama
canlıydı,
dinamikti.
Adeta
hayat
fişkirıyordu.Şimdiki
Girêmira
dışarıdan
çok
insan
almış
ve
daha
fazlasını
dışarıya
vermiş
durumdadır.
Eski
canlılığı,
dinamikliği
yitirmiş
görünmektedir.Çocukluğumun
Girêmirası
politize
olmamış,
ama
doğal
insan
özelliklerin
epeyce
canlı
tutan
yaşayan
bir
köydü.
Bugünün
Girêmirası
ise
kapitalizme
açılmış,
kozmopoitize
olmuş.
Doğru
ve
yeterli
bir
bilinçlenme
ve
politikleşme
olmayınca
içe
yönelik
olumsuz
yansıyan
bir
anlayışa
dönmüş.
Girèmira.com:
Girêmirada
bir
çok
kişi
ya
mücadeleye
katılmış,
ya
zindanlara
düşmüş,
ya
da
çeşitli
ülkelere
gitmiş.
Sen
şu
anda
siyaset
alanında
bulunuyorsun.
Bu
durumla
ilgili
neler
diyebilirsin?
Bayram
Altun:
Ülkemizin
ve
halkımızın
yaşadığı
koşullarda
değil
bir
köy;
ailelerin
bile
dört
bir
yana
savrulmaması
mümkün
görünmemektedir.
Girêmiradan
da
birçok
insan
gerek
ekonomik
gerekse
de
siyasi
nedenlerle
dünyanın
dört
bir
yanına
savrulmuş
bulunuyor.
En
çok
göç
İstanbul
ve
Avrupaya
doğru
olmuş.Yine
birçok
insanımız
da
özgürülük
ve
demokrasi
mücadelesinde
yer
almıştır.
Değişik
yerlerde
bu
mücadalesini
sürdürmektedir.
Cezaevine
düşenler
olmuş
ve
halen
c-evinnde
olanlar
bulunmaktadır.Dünyanın
dört
bir
yanına
dağilmak
zorunda
kalmak
bir
dezavantajdır.
Ancak
bunu
bazı
avantajlara
dönüştürmek
de
mümkündür.
Nihayet
bu
doğrultuda
çabalar
da
vardır.
Nerede
olursanız
olun
öncelikle
kendinizi
eğitmeniz
geliştirmenizi
için
hem
de
toplum
için
bir
şeyler
yapabilirsizin.
Bunu
yapmadınız
mı
ne
kendinize
ne
de
boşkasına
faydanız
olur.
Mevcut
sistem
maddi
çıkarı,
bireyselliği,
bencilliği
körüklüyor.
Parayı
ve
maddi
çıkarı
her
şeyin
üstüne
çıkarıyor.
Bu
da
toplumsal
ve
manevi
değeleri
ahlakı
zedeliyor,
zayıflatıyor.
Bu
maddi
çıkar,
hırs
ve
açgözlülük
insanları
kirletiyor,
yozlaştırıyor.
Buna
karşı
kendini
korumak,
temiz
kalmak
için
çok
ciddi
bir
çaba
ve
mücadele
vermek
gerekiyor.
Bir
taraftan
özgürlük
ve
demokrasi
için
canını
verenler,
en
büyük
fedakarlığı
yapanlar;
diğer
taraftan
kendini
beş
kuruşa
satanların
olduğu
bir
gerçeklikle
karşı
karşıyayız.
Büyük
bir
çelişkidir
bu.
Bu
gerçeklikte
iradeli
ve
güçlü
olmak
için
insanın
mutlaka
kendini
eğitmesini,
bilgiyle
donatması
bilinçlenmesi
gerekmektedir.
Senin
uzerinde
zulüm
ve
baskı
var.
Hukuk
ve
temel
haklardan
mahrum
birakılmışsin.
Diğer
yandan
sana
sahte
bir
yaşam
ve
hayal
sunuluyor.
Güdülerine
hitap
ediliyor.
İşte
böyle
bir
ortamda
doğrultunu
iyi
saptaman
için
kendi
iradenden
başka
dayanacağın
başka
bir
şey
yoktur
.
Girèmira.com:
Son
kongrede
DTP
eşbaşkan
yardımcısı
seçildin.
Kendi
siyasi
çabalarınla
ilgili
olarak
bize
neler
söyleyebilirsin?
Bayram
Altun:
DTP
(Demokratik
Toplum
Partisi)
meşru
ve
yasal
bir
partidir.
Kürt
sorununun
çözümünü
acil
ve
öncelikli
bir
konu
olarak
gündeminde
tutmakla
birlikte
bir
Türkiye
partisidir.
Ezilenlerin
özgürlük,
demokrasi
ve
barış
isteyenlerin
kendilenini
içinde
bulduğu
bir
partidir.
Ancak
mevcut
sistem
DTPyi
adeta
bir
çıban
olarak
görmektedir.
Kürt
partisi
olarak
algılamaktadır.
Kürtlerin
haklarını,
hukuklarını
da
kabul
etmediği
için
bunun
mücadelesini
veren
DTPyi
meşru
gürmemektedir.
Üvey
evlat
muameleri
göstermektedir.
DTPnin
meclise
girmemesi
için
yüzde
onluk
seçim
barajını
uygulamaktadır.
Bu
anti-demokratik
bir
yaklaşımdır.
Bundan
dolayı
Kürtler
şu
anda
mecliste
temsil
edilememektedir.
Yine
son
dönemde
DTP
üzerinde
sistemli
bir
baskı
politikası
ruyulanmakta
dır.
Siyasal
bir
konsept
devreye
sokulmuştur.
Birçok
yöneticimiz
hatta
eşgenel
başkanlarımıza
cezalar
yağdırılmaktadır.
Birçok
yöneticimiz
gözaltına
alınmış,
birçoğu
tutuklanmıştır.
Halen
cezaevlerinde
bulunmaktadırlar.
Bu
koşullarda
yapılan
kongre
sonrasında
genel
merkezde
görev
aldım,
yerel
yönetim
lerden
sorumlu
Eşgenel
Başkan
yardımcısıyım.
Yerel
yöetimler,
yani
belediyeler
iktidara
geldiğimiz
ilk
alanlardır.
Bu
iktidar
olanağı
hem
birçok
avantaj
ve
imkanı
sunmakta
hem
de
birçok
sorunun
kaynağını
da
oluşturmaktadır.
Katılımcı
yerel
yöetimler
anlayışımız
açık,
şeffat
ve
halkçı
bir
anlayıştır.
Sistemin
kirinden,
yolsuzluğundan
arınmayı
hedefler.
Halka
kaliteli
bir
hizmeti
sunmayı
amaçlar
Mevcut
yerel
yönetimlerimizin
aynı
zamanda
siyasi
bir
misyonları
da
bulunmaktadır.
Yeri
geldiğinde
halkımızın
siyasi
istem
ve
talaplerini
de
dilendirmek
ortaya
koymak
durumundadırlar.
Yerel
yönetimlerimiz
hizmet
alanında
başarılı
bir
pratik
sahibi
oldukları
söylenebilir.
Sistem
belediyelerinden
bu
anlamda
ayırt
edici
bir
pratikleri
mevcuttur.
Bunu
siyasi
rakiplerimiz
de
kabul
etmek
zorunda
kalmışlardır.
Ancak
siyasal
temsili
toplumla
halka
doğru
ve
yeterince
buluşma,
öncülük
etme
doğru
bir
yönetim
anlayış
ve
sisteminin
oluşturma,
oturtma
noktasında
yetersiz
kaldıklarını
söylemek
gerekir.
Birçok
sorun
ve
rahatsızlık
bu
noktada
çıkmaktadır.
Her
şeyden
önce
öngördüğümüz
toplum
modelini
yerellerde
oluşturacak
tecrübe
kadro
ve
donanım
sorunumuz
vardır.
Biz
demokrasınin
yerellerde
inşa
edileceğine
inaniyoruz.
Yerellere
inisiyatif,
örgütlenme
ve
yönetim
imkanı
sunduğunuz
oranda
demokratik
bir
sistem
oluşturabilirsiniz.
Katılımcı
demokratik
yerel
yönetim
anlayışimiz
böyle
bir
modeli
öngörmektedir.
Sistem
yerelleri
merkezin
bir
uzantısı
olarak
görmekte,
algilamaktadır.
Biz
ise
yerelleri
esas
alan
bir
demokratik
toplum
modelini
esas
alıyoruz.
Ancak
şu
ana
kadar
bunu
yeterince
oluşturduğumuz,
oturttuğumuz
söylenemez
sistemin
klasik
belediyecilik
anlayiş
ve
alışkanlıkları
isimizde
de
yansımasını
bulmaktadır
yeni
zihniyet
ve
anlayışı
kavrama
içselleştirme
ve
pratikleştirme
gelişmemektedir.
Buna
karşı
bir
direnç
yaşanmaktadır.
Bunun
yarattığı
sorunlarla
uğraşmaktan
temel
projelere
eğitime,
ekolojiye
zaman
ayıramaz
durumdayız.
Ama
her
şeye
rağmen
bunun
mücadelesini
vermeğe
devam
edeceğiz.
Halkın
beklentilerine
cevap
olan
bir
belediyecilik
anlayışını
geliştirmeye
çalışacağız.
Girèmira.com:
Girêmira
sitesi
yeni
açıldı.
Girêmira
sitesi
için
ne
düşüniyorsun?
Daha
iyi
daha
güzel
hale
gelmesi
için
düşünce
ve
önerilerin
var
mı?
Bayram
Altun:
Girêmira
sitesinin
açılışını
sevinçle
karşıladım.
Katkı
sunmam
istendiğinde
bunu
mutlulukla
yapacağımı
söyledim.
Çalışmalarımızın
yoğunluğundan
dolayı
fazla
zaman
ve
katkı
sunamıyorsam
da
fırsat
buldukça
yazmaya
çalışacağım.
Yalnız
bu
site,
kapsamı
geniş,
anlayışı
kucaklayıcı
uzun
vadeli
ve
kalıcı
bir
amacı
olmalıdır.
Tarihi,
sosyoloji,
felsefe,
kültür,
dil,
politika
ve
güncel
gelişmeler
için
bir
kaynak
ve
buluşma
platformu
olmalıdır.
Bir
çok
insanımız
dünyanın
değişik
yerlerinden
burada
ortaklaşabilmelidir
Herkes
bir
parça
kendini
içinde
bulmalıdır.
Elbete
temel
değerlerimiz
ilkelerimiz
vardır,
olmalıdır.
Yine
ortak
yönlerimizi,
arttırmalıdır.
Üslubu,
dili
seviyeli
ve
olgun
olmalıdır.
Her
şeyden
önce
mahalli,
dar
politik
çekişme
ve
polemiklere
konu
olmamalıdır.
Böyle
olursa
hızla
kendini
daraltmış
olur
ve
anlamını
zayıflatır.
Tüm
bu
nedenlerle
sitenin
amacı,
çerçevesi,
hedefi
iyi
tanımlanmalıdır.
Bunun
dışın
daki
yaklaşımların
önüne
geçilmelidir
bence.
Birbirini
dışlayan,
uzaklaştıran,
kutuplaştıran
yaklaşım
üslup
ve
palemiklere
izin
verilmemelidir.
Bu
temenimlerle
tekrar
sitede
emeği
geçen
herkesi
takdir
ediyor
çalışmalarında
başarılar
dilerim.
Girèmira.com:
Biz
de
sizin
çalışmalarınızda
başarılar
diliyoruz.
Bizimle
duygu
ve
düşüncelerinizi
paylaştışınız
için
teşekkürediyorum.
Bayram
Altun: Ben
de
teşekkürediyorum.
Amed
27
Nisan
2007
Rojmanevan
u
niviskar
AZAD
ZAL
|